Yenidoğan İşitme Taraması

Yenidoğan İşitme Taraması

Çocukların sözlü iletişimlerini rahat bir şekilde gerçekleştirebilmeleri için konuşma ve dil gelişimlerini sorunsuz bir şekilde gerçekleştirilmeleridir. İyi bir sözlü iletişimin kriteri ise çocuklarının akranları ile paralel bir sözlü iletişim geliştirmeleri olmaktadır. Bunun sağlanabilmesi için ilk adım ise sağlıklı ve tam bir şekilde görevini yerine getiren işitme sistemi olmaktadır.

Kulak işitme sisteminin alıcısı görevini yürütürken, beyin ise işitme sisteminin anlamlandırma kısmında görev almaktadır. İkisi arasındaki iletişimin sağlanmasında ise işitme sinirleri görev almaktadır. Kulaktan beynin işitme merkezine kadar uzanan bu sinir sistemi genel olarak bir bütünlük gözlemlenmektedir. Ancak bazı kişilerde bu bütünlük sağlanamaz ve dil, işitme ve konuşma bozukluklarına neden olabilecek sinir iletim bozuklukları görülür. Bu sebeple de hem kulakların hem de sinirlerin ve beynin işitme merkezinin ayrı ayrı test edilmesi gerekmektedir.

Sesin bir özelliği olan frekans konuşma seslerinde de yerini almaktadır. Beyinde yer alan işitme merkezi ise frekansları ayrı ayrı tanımlama ve anlamlandırmaktadır. Bu sebeple de işitmede herhangi bir frekansın duyulmaması durumunda işitme merkezinde o frekansa ait olan harfler ve sesler anlamlandırılamamaktadır.

Çocuklarda frekansın tanınmasını sağlayan herhangi bir bozukluk olması durumunda ise frekanslara ait olan harfler ve seslerin seslendirilmemesine veya bozuk bir şekilde seslendirilmesine neden olmaktadır.

Yenidoğan İşitme Taraması neden Yapılır?

Böyle bir problemi bulunan çocukların erken tanı almaları son derece önemli olmaktadır. Bu sayede erken dönemde işitme cihazlarından ya da eğitimlerden destek alarak duyamadığı seslerin doğru bir şekilde telaffuz etmesi sağlanmaktadır. Bu da çocukların akranları aynı dil gelişimin sağlamalarına olanak tanımaktadır. Ayrıca bu çocukların zeka, okul başarıları ve akranları ile ilişkileri de aynı şekilde paralellik göstermektedir.

Bu sebeplerden dolayı da ülkemizde yenidoğan işitme testleri uygulanmaktadır. Her yenidoğan bebek bu testlerden geçirilerek olası bir işitme kaybının bulunması durumunda erken rehabilite edilebilmektedir. Gerçekleştirilen bu program sayesinde ülkemizde her yıl yenidoğan bebeklerin içerisinde yaklaşık 2500 yenidoğan işitme kaybı ile dünyaya geldiği bilinmektedir.

90’lı yıllarda ilk olarak Hacettepe Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi öncülüğünde başlamış olan yenidoğan işitme testi uygulaması, daha sonrasında 2004 yılında tüm ülkede uygulanmaya başlanan bir programa dönüştürülmüştür. Bu aşamadan sonra ise bilimsel kanıtlar ışığında program sürekli olarak güncellenmiştir. Yenidoğan işitme testi programı en son 2014 yılında güncellenerek bugünkü halini almıştır.

Yenidoğan işitme Taraması yapan Merkezlerin Çeşitleri ve Özellikleri Nelerdir?

İşitme taraması yapan merkezler iki ana gruba ayrılmaktadır. Bu merkezlerden ilki tarama merkezleri olmaktadır ve bu merkezlerde OAE ve işitsel beyin sapı refleks testleri kullanılmaktadır. Tarama testlerinin kapasitelerine göre testlerden biri ya da her ikisi birlikte yapılabilmektedir. Bir diğer işitme merkezi ise referans merkezleri olmaktadır. Bu merkezde ise işitme engelli bebeklerin ilk 3 aylık dönemlerinden sonraki değerlendirilmeleri ve kesin tanıları yapılmaktadır. Kesin tanı alan bebeklerin ise 6 aylık olmadan önce işitme cihazlarını takmaları gerekmektedir.

Yenidoğan İşitme taraması Ne Zaman Yapılır?

Yenidoğan bebekler için geliştirilmiş olan bu programa göre de hastanelerde doğmuş olan bebek taburcu olmadan önce işitme testlerine tabi tutulmak zorundadır. Bu testlerin olumsuz sonuçlanması durumunda ise bebekler kulak burun boğaz muayenesine yönlendirilmektedir. Daha sonrasında 1 hafta içerisinde yine aynı testlere tabi tutulurlar. İkinci tarama testinde de problem bulunan bebeklerin ise ABR testinin yapılması gerekmektedir.

Yenidoğan işitme Taramasından Sonra Süreç Nasıl İşler?

ABR testinden olumlu sonuç alan bebeklerin ailelerine bakanlık tarafından belirlenmiş olan bir bilgilendirme mektubu gönderilmektedir. Bu bilgilendirmede özetle bebeğin işitme testlerinden geçtiği ancak ileriki dönemlerde ateşli havale, ağır üst yolları enfeksiyonu ya da menenjit gibi hastalıklardan dolayı işitmesinin engellenebileceği yer almaktadır. Bunun yanında aileler çocuklarının konuşma gelişimlerinde herhangi bir gerilik yaşanması durumunda yeniden bir işitme tarama testine tabi tutulmaları gerektiği ve bu konunun önemli olduğu konusunda uyarılmaktadır. Son olarak ise ailelere verilen bu broşürün referans olabilmesi açısından saklanması gerektiği ve herhangi bir konuşma geriliğinin oluşması durumunda ailelere en yakın işitme tarama merkezlerinin iletişim numaralarının bulunduğu hatırlatılmaktadır.

ABR testlerinden olumsuz sonuçların alındığı bebeklerin ailelerine ise bakanlık tarafından onaylanan bilgilendirme şu şekilde olmaktadır. Yenidoğan bebeğe yapılan işitme testleri ile işitme probleminin olmadığının doğrulanmak istendiği, ancak yapılan testler ile bu doğrulamanın sağlanamadığı bildirilmektedir.  Bunun yanında bebeklerin yaşamış oldukları bu işitme kaybının nedeninin belirlenemediği de yer almaktadır. Gösterilen bu sebeplerden dolayı da daha ileri tetkiklerin yapılabilmesi için bebeğin farklı bir merkeze sevk edileceği ve bu merkezde bebeğe herhangi bir zararı olmayan ileri tetkiklerin yapılarak işitme kaybının nedeninin belirlenebileceği yer almaktadır.

Yenidoğan bebeklere yapılan bu tarama testlerinden elde edilen bilgiler ise yüksek güvenlikli sistemler ile korunmaktadır. Bebeklerine işitme tarama testlerini yaptırmayan aileler ise gebe takip ve aile hekimliği sistemi sayesinde belirlenir ve çeşitli yaptırımlar sayesinde de işitme tarama testlerine davet edilir.

Yenidoğan işitme taramasına Gitmeden Önce Dikkat edilmesi Gerekenler Nelerdir?

Yenidoğan işitme tarama testlerine gelmeden önce bebeklerin hafif aç ve uykusuz bırakılmaları tercih edilmektedir. Bu sayede test sırasında bebeklerin uyuması sağlanır ve daha net sonuçlar elde edilir.

Risk Grubu İçerisinde Yer Alan Yenidoğanların Özellikleri Nelerdir?

Risk grubu içerisinde yer alan bebeklerin direkt olarak ABR veya BERA testlerine tabi tutulmaları gerekmektedir. Çünkü riskli grupta yer alan bebeklerde daha yüksek oranda işitme kaybı görülmektedir. Risk grubu içerisinde yer alan bebeklerin özellikleri içerisinde ise ailesinde kalıtsal işitme kaybı bulunanlar, gebelikte annenin herhangi bir enfeksiyon geçirmesi 1500 gramdan daha küçük doğanlar, baş ve yüz anomalisi olan bebekler, yenidoğan sarılığı olanlar, 3 günden daha fazla ototoksit ilaç kullanımı, menenjit, bebeğin doğum sonrasında ki Apgar skorunun düşük olması, mekanik ventilasyona gerektirecek solunum güçlüğü yaşaması, doğum sonrasında 2 günden daha fazla yoğun bakım ünitesinde kalması ve çoğul gebelikler bulunmaktadır.

ABR ve BERA testlerinden önce bebeklerin uykusuz bırakılmaları gerekmektedir. Bunun yanında testi yapacak olan laboratuvar tarafından ailelere bebeğin yaşına uygun olarak açlık süresi hakkında da bilgilendirmede bulunması gerekmektedir. Bebeğin sakinleşmesi için genellikle bu önlemler yeterli olsa da bazı bebeklerde doktor kontrolünde verilen sakinleştirici ilaçların kullanımı da söz konusu olmaktadır.